loader

Doğa bize en güzel şekilde yanıt veriyor!

 Az önce kızımın öğretmeninden bir mesaj geldi…

 

Süt ve süt ürünlerinin nasıl yapıldığını  öğrenmeleri için 3. sınıf çocuklarını

süt ürünleri firmasına götürmüşler. Oradaki yetkililer çocuklara tüm bunların

nasıl yapıldığını anlatırken ve çocuklar da merakla izlerken tam o arada bir

inek doğum sancısı çekerek bir buzağı dünyaya getiriyor. Sağ olsun öğretmen

yine büyük bir hevesle resimleri tüm velilere gönderiyor.

 

 

Ben resimleri görünce şaşırıyorum. Doğam gereği derinlere inmeyi ve

analiz etmeyi sevdiğimden bu durumu araştırıyorum. Yavruların daha sonraki

hayatlarının nasıl devam ettiğini öğrenmek için internetten bilgilenmek istiyorum.

Biraz bilgi aldıktan sonra dayanamayıp kapatıyorum.

 

 

Kızım eve gelince hemen merakla gezilerinin nasıl geçtiğini soruyorum.

O da anlatıyor. Buzağıdan bahsediyor. Anneciğim minik inek doğduktan

sonra hemen annesinden ayırdılar başka bir yere götürdüler diyor. Nasıl

yani diyorum. Minik yavru doğar doğmaz annesini emmesi gerekiyor. Öyle

olmadı mı? Hayır annecim diyor, oradaki amcalar minik yavrunun doğmasına

yardımcı oldular sonra da doğar doğmaz yavruyu alıp annesinden ayırdılar….

 

 

Ben burada kopuyorum ve bir ağlama krizi yaşıyorum… Kızım bana bakarak

soruyor anneciğim ne oldu, niye ağlıyorsun? Ben simdi o çocuğa hissettiklerimi

anlatmalı mıyım, yoksa anlatmamalı mıyım? Bilemiyorum. Ama kendimi

tutamıyorum ve hıçkırıklarla ağlıyorum.

 

 Sonra kızım ineği yavrusundan ayırdıklarında inek ne yaptı diye soruyorum…

o da: Sadece baktı, sanırım çok üzüldü, ağlamıştır bence, keşke yavrusunu ondan ayırmasalardı…

Anneciğim beni senden ayırsalardı ben çok ağlardım. O minik inek simdi ne yapacak, annesiz nasıl büyüyecek? diye bana sordu..Bende tam olarak bilmiyorum ama bir şekilde büyüyecek dedim. İçimde öyle bir acı hissettim ki, bunu anlatamam.  

 

Çünkü çocuklar büyüklerin yaptıklarını yaparlar, söylediklerini değil.

 

Evde tavuk yemeği vardı… herkesin tabağına tavuk pilav kattım,

kendime sadece pilav… Çocuklar merak ettiler sen neden yemiyorsun diye?

Bende su an et yemek istemiyorum dedim. Ama çocukları etkilemek de

istemiyordum. Çünkü çocuklar büyüklerin yaptıklarını yaparlar, söylediklerini değil.

Biliyorum. Şimdilik canım istemiyor dedim. Ama aslında karar vermiştim. İçimdeki

duygu beynime bir süreliğine et yememeyi karar aldırmıştı.Güzel bir duyguydu bu..

Bizim evde neredeyse hiç etsiz yemek olmazdı… çünkü eşim etsiz yemek yediğinde

doymadığını söylerdi…

 

 

Yogaya gittiğim gün konu proteinden acildi… bende o ara artık et yemediğimi

söyledim. Oradakiler bana öyle garip baktılar ki, bir insanin bir günde

vejetaryen olabileceğine akıl erdiremediler. Nasıl yani..?? Bende evet öyle dedim.

Yogadan sonra biri bana çok ciddi bir şekilde bunu neden yaptığımı sorduğunda,

ona içimden geçenleri anlattım. :

 

 

Sanki dünyadaki en yüce varlık bizmişiz gibi düşünüp,

hayvanları öyle canice öldürüyoruz ki… bu da yetmiyor, daha fazla

hayvan katledip sofraya koymak için, onları kendi pislikleriyle besliyoruz,

yada kestiğimiz diğer hayvanın kanı ve iç organlarını diğer hayvanlara

yediriyoruz.. Bir tavuğu ışık ayarlamasıyla veya verdiğimiz kimyasal

besinlerle günde 3-4 defa yumurtlatıyoruz. Yumurtadan çıkan erkek

civcivleri yeniden mama yapıp diğer tavuklara yem yapıyoruz. Kestiğimiz

büyük bas hayvanların kanını balık çiftliklerinde yem olarak kullanıyoruz.

 

 

Hiç bir hayvanin doğal yasam sürecini yaşamasını beklemeden - yani

taze et yemek için - en körpe halinde boğazlayıp masamıza ziyafet yapıyoruz.

Artık Cin’de köpek eti legal olduğu için her restoran en leziz körpe köpek etini

masasına sunabiliyor. Ve öyle canlı halleriyle duvara vurularak öldürülüyor

bu hayvanlar. Etleri çok daha yumuşak olsun diye duvara çarpa çarpa öldürüp

pişiriliyor bu hayvanlar.

 

Elleri bıçak ve silah tutabildiği için mi, daha üstünler?

 

Nasıl bir anlayış bu ??? Bu hayvanların da bir ruhları yok mu? Duyguları, sezgileri,

hisleri, … Sadece insanlar düşünebiliyorlar ve beyinleri sinaps bağlantılarıyla

öğrenme gerçekleştirdikleri için  mi, kendilerini daha üstün görüyorlar?

Elleri bıçak ve silah tutabildiği için mi, o hayvanları boğazlayabildikleri için mi daha üstünler???

 

Kimin gözünde, hangi anlamda bir “Değer” taşıyoruz?

 

Ben anlayamıyorum bu durumu? Evrende özel bir yaratık olduğumuz düşüncesi

beni düşündürüyor. Bunun ötesinde kaygılandırıyor. Peki o zaman neden bilim

insanları sadece bir sivrisineğin bile dünyadan yok olmasıyla evrenin dengesinin

bozulacağını söylüyorlar. Neden bir örümceğin yok olmasıyla dünyanın sadece

30 yıl ayakta kalabileceğini amma ve lakin insan türünün yok olduğunda dünyanın

30 yıl sonra yeniden gelişip can bulacağını söylüyorlar. O zaman bizim değerimiz

nerede, kimin gözünde, hangi anlamda bir “Değer” taşıyoruz?

 

 

Yaradanın kimseye bir torpil geçtiğini düşünmüyorum. Can candır. Canın küçüğü

büyüğü olmaz. Her can kendi yaşam coşkusunu içinde taşır. Bu bir gün veya

100 yıl olabilir. Coşku aynı coşkudur, korku aynı korkudur.

 

Onların korkuları, bizim korkularımız oluyor.

 

Anlayamıyorum…

Anlayabildiğim, düşünebildiğim, kavrayabildiğim şey, kendimizi

zannettiğimiz insan olgumuzla doğaya, dönüşümü olmayan zararlar verdiğimiz…

Bunu da doğanın muhteşem yasasını çiğneyerek yapıyoruz. İnek ot yer, arılar

çiçeklerin polenlerini yer, tavuk her bulduğunu yer, balık kendi elementi içerisinde

bulduğu şeyleri yer. Ama biz seramızda yetiştirdiğimiz bitkilerin böcekler

tarafından yenilmemesi için Neonikotinoidler kullanıyoruz. Bu yüzden son

zamanlarda kelebekler, uğur böcekleri, salyangozlar, solucanlar, arılar, tüm bu

minik yaratıklar bu zehirler tarafından öldürülüyor. Pazarda parlak elma, armut, domates, bulmak için doğanın tüm dengesini alt-üst ediyoruz. Sonra da hastalıklarımıza, ağrılarımıza, depresyonlarımıza

çare bulmak için bilimi kullanarak ilaç üretmeye çalışıyoruz.

 

 

Eğer o hayvanlar kendi doğalarında tüm doğallıklarıyla yaşamlarına doysalardı,

onları vaktinden önce büyütüp, vaktinden önce öldürmeseydik, bize yani

vücudumuza da bir faydaları dokunurdu. Böyle işlemlerden gecen hayvanlardan

nasıl bir fayda alacağımızı zannediyoruz ki. Onların korkuları, bizim korkularımız oluyor.

 

 

Onların yaşadıkları travmalar bizim hayatımızdaki travmalarımız oluyor. Onların

canlarını kurtarmak için verdikleri mücadeleler bizim yasam mücadelelerimiz oluyor.

Gerçekte bu kadar acı çekmek zorunda mıyız?

Bu kadar hüznü, bu denli faciaları yaşamak zorunda mıyız?

 

 

Bence doğaya nasıl davranıyorsak ayni şekilde karşılığını alıyoruz !!!

Fazlası ve eksiği yok !!!